Bir kalp tanıdım...

Sırf yara almamak uğruna sahip olduğu potansiyeli açığa çıkarmamak için elinden geleni yapan, kılıktan kılığa giren de bir kendisini hep en derinlerine saklayan

Sonra başka bir kalp...

Gözünün önünde kanlı canlı gördüğü suretler yerine hep işte o derinlere dalan, oralarda gördüğü ihtimallere sarılan

Şimdi ben hayatta kendi sesine kulaklarını tıkayarak kendini o şekilde korumayı öğrenmiş kalbine mi 

Yoksa ısrarla yüzeye değilde derine bakmaya çalışarak kendini başka şekillerde korumayı öğrenmiş kalbime mi kızayım?


Kızamazsın… Hiç birine kızamazsın 


Herkesin kendi hikayesi ve o hikayeler içerisinde birileri kafasına göre gelip aynı yerden canını yakmasın diye çalıştırdığı başka başka mekanizmaları var


Kızamazsın... 

Ama anlarsın

Önce kendini

Ve kendini anlamaya başladığın yerden de ötekine yer açarsın


Bu işte anlayıştır 

Yani düpedüz sevmek

Yalnızca o içerdeki derinliğin anlayabileceği, koşullara bağlı olmayan kendiliğinden akıp giden bir sevgiden söz ediyorum

Ama'lara fakat'lara öyle olsaydı’lara böyle daha güzel’lere yeri olmayan bir sevgi

Olduğu gibidir o çünkü

Bir sebebe de ihtiyacı yoktur o yüzden

Sadece bilirsin

Gerçektir 

ve buna yapacak hiç bir şeyin yoktur


Hasarsız çıkamazsın işte burdan

Düpedüz sevdiysen

kalbini birinin ellerine sorgusuzca teslim etmişsin demektir

Kırığın çıkığın bol olur 

Mesele de bu ya,

Zaten bile biledir bu

Hesapsızdır

Tüm bunların bir önemi de yoktur o yüzden 

Öteki de bile isteye razıysa bu yola ne ala

Karşılıklı açılan hasarlarla beraber tertemiz bir hikaye düşe kalka birlikte yeniden yazılır

Yok değilse de sen zaten bunu bilirsin



...Geçmişten bugüne

Bugünümden geçmişe...

Zamansız bir zamandan "kalbim"e... 💞




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar